BİZDEN HABERLER

Geri Dön
Yol Dergisi Kasım/Aralık 2010/12 Kapak Röportajı - Tunç Küçüksönmez
01 Aralık 2010

"Biz yattığımız zaman rüyamızda, sabah kalktığımızda bütün gün lastik düşünürüz, bu nedenle bizim zengin olmamız gibi bir tehlike yoktur."

Konlas Yönetim Kurulu Başkanvekili Sayın Tunç Küçüksönmez ile lastik sektörü, Konlas ve geleceği konuştuk.


YOLL- Sayın Küçüksönmez, bize öncelikle Tunç Küçüksönmez kimdir, eğitimi nedir, hayatta zevk aldığı şeyler nelerdir, aile durumu nedir, yemek içmek hakkında zevkleri nelerdir, dünyada gezmeyi en sevdiği yerler nerelerdir, insan ve sanata bakışı nedir anlatır mısınız?

Tunç Küçüksönmez- Ahmet Küçüksönmez beyin 3 oğlunun en büyüğüyüm. 1969 doğumluyum, 1 çocuğum var. İş hayatım 1986 yılında başlamıştır. İş gezimde dahi fırsatını buldukça, o değişik ülke insanlarının günlük yaşamlarını gözlerim. Nasıl yaşıyorların içi çok hoştur, nasıl çalışıyorlar, ne zaman ve nerede, ne şekilde eğleniyorlar, ne dinliyorlar, ne seyrediyorlar, nelerden korkuyor, neleri yüceltiyorlar, izler, öğrenir ve keyif alırım. Dostlarım bilir iyi bir gurmeyimdir. Türk ve Akdeniz mutfağı birinci tercihimdir, tabii balık başta geliyor. Sanatın tüm dallarına ilgili ve saygılıyım. Zamanına göre değişmek ve kaliteli olmak üzere her müziği dinlemekle birlikte daimi önceliğim klasik Türk musikisidir. Sanata dair çok konuşursam, sanat yapımlarındaki sponsorluklar artıyor.

"36 yıldır hep lastikçiyiz, istikrarlıyız yani bu anlamda"

YOLL-
Sektörün en önemli lastik dağıtım şirketlerinden birisiniz, bu şirketin temelleri nasıl atıldı, gelişimi nasıl oldu?

T.K- 1975 lerde, dedem, asker arkadaşının, Konya’da, açtığı lastik dükkânına hissesiyle katılıyor. Hatırlarım, arada bir götürürlerdi, işin içinde pek olmayan, ara sıra, dedem ve babamın ortak olarak ziyaret ettikleri dükkânı. Birkaç yıl sonra, ayrıldık, kendi iş yerimizi açtık. Köylü pazarına yakın, 12 metrekare bir dükkândan geliyoruz. Nasıl oldu derseniz, çok çalıştık derim. Bizde hakikaten hedefi olmayan hiçbir konu olmamıştır. Sonra kardeşlerim de işin içerisine girdi. Pek çok markanın bayiliğini de yaptık yıllarca. O dönem, evrensel ticareti öğrenmek için en pahalı bedelleri ödediğimiz dönemdir. Yılların tecrübesi, tedarikçi firmalar, rakipler ve perakende tüm pazarı, pazarın dinamik ve kurallarını ezberlediğimiz dönemdir. Bilgi güçtür, doğru bilginin yanına denetimli cesareti de koyunuz. İşte geliyoruz, yılların tecrübesinden, hayallerinden, hayal kırıklıklarından bu günkü Konlasa. Bir detay daha vereyim: önemli, biz, 36 yıldır hep lastikçiyiz, istikrarlıyız yani bu anlamda. 36 yıl hep onda ısrar ederseniz, işte uzmanlaşmadan da bahsedebilirsiniz. Ha birde demeliyim ki, biz kazandığımızı hep doğru harcamaya çalıştık. Dedim ya, hayallerimiz vardı, kazandık ve işimize yatırdık. Nereden geliyoruz derken başka şeyler de var tabii. Hep cesur olduk ama senkronizelerdi bunlar, her zaman, ihtiyacımıza uygun, nitelikli çalışma arkadaşlarını kattık aramıza. Onlara öğrettik ve onlardan öğrendik. Fırsatları iyi analiz ettik, işimizi şansa bırakmadık, neyi yaparsak, fark yaratırıza baktık hep.

YOLL-
İthal lastik konusunda uzun yıllardan beri faaliyet gösteriyorsunuz, özellikle uzak doğu markaları konusunda geniş tecrübeniz ve bu markaların pazar penetrastyonu konusunda ciddi bir tecrübeniz var, gerek üreticilerin Pazar yaklaşımları gerekse ithalatçıların Pazar yaklaşımlar ı açısından bakarak pazarın şu anki yapısını göz önüne alarak en büyük eksikliğin ne olduğunu söyleyebilirmisiniz.

T.K- Bence, Türkiye lastik Pazarı, bugün en çok değişik marka, desen ve ölçülerdeki lastiklerin tüm klasmanlarda, performanslarının test edilebildiği, uluslar arası akreditasyonu tartışmasız test alanlarına ve buralardan alınabilecek sertifikalara ihtiyaç duymaktadır. Bu güvenilir kurumlar filizlenip geliştikçe tüketici istismarının önlenebilmesinde önemli mesafeler alınacaktır. Ustalık kavramı kutsaldır, lakin bizde öyle ön düzen ustalığı sistemi var ki! Ustalığın olduğu gibi kullanılan makinelerin kalibrasyonu hususları da nedense hiç gündeme gelmez.
YOLL-Çin lastiklerinde binek ve hafif ticari gruplarda anti damping vergisi kalKtı ve ağır vasıta lastikleri konusunda da soruşturma devam ediyor belki o da kalkacak, bu durumun pazara nasıl etki edeceğini düşünüyorsunuz?

T.K- Şimdi, gerçekçi olmak lazım. Adı en önde anılan üniversal markalardan, Çin’de üretimi olmayanları bir sayın deseler sayabilir miyiz? Sayamıyorsunuz değil mi, önce gerçeği bilmek ve o temelde ifadeleri geliştirmek lazım. Yıllık 400 milyon adetlik lastik potansiyelini aşmış, koskoca bir ülke gerçeğini yok sayarak global ekonomi ve ona entegre olmaktan nasıl bahsedeceğiz. Son 5 yıldır, Çin lastiği yoktu biliyorsunuz ve örneğin, aşikârdır ki bu süreçte de Konlas ihtişamlı yürüyüşüne devam edebildi. Hem, Çin lastiği ne demek, onu da anlayamıyorum. Türk lastiği diye arî bir ifade mi var, hepsi aynı veya benzer performans kategorisinde mi? Her birinin pazar kabul fiyatları aynı veya yakın sevilerde mi? Tüm Alman, İngiliz, Amerikan, Fransız markalarının algısı aynı mı ki, Çin lastiklerinin tamamına birden çok kötü veya çok iyi diyebilelim. Dileğim, en iyilere layık Türk tüketicisinin, marka değeri olan, devamlılığı olan, kelimenin bütün anlamlarında arkasında durulabilen lastikleri çabuk ayırt ve tercih etmesidir. Bana, yerli üretim çelik radyal iş makinesi lastiği üretiminin seviyesini siz anlatınız. Rasyonel değerlerle kim, kimden korunacak? Önemli olan, uluslararası standartlara uygun üretilmiş, belli kalifikasyon seviyesinin üzerinde üretilmiş ürünlerin gelmesidir. Yoksa uzun vadede buna engel olanlar kamuoyuna izahat şansı bulamayacaklardır.



Biz, uzun süredir, işimizin gerektirdiği nitelikli insan gücü ihtiyacını, bünyemizden veya dışarıdan bünyemize kattığımız yeni çalışanlarımızın, işbaşı eğitim süreçleri dâhil tüm bilgi temelini en üst düzeyde tamamlayarak fark yaratma çabasındayız.



YOLL- Birden çok segmentte bir çok markayı temsil ediyorsunuz, her markanın ana firması ile ilişkileri ve pazar hedeflerini belli bir seviyede tutmak ve bu konuda ilişkileri geliştirmek nasıl bir yönetim ve yaklaşım becerisi gerektiriyor? Bu dengeyi uzun sürelerdir tutturduğunuza göre bu konuda söyleyecekleriniz vardır.

T.K- Tesadüfleri başarı olarak tarif etmezseniz, uzun soluklu planlar yapıp onun gerçekleşmesi için gerekenleri belirler ve tüm süreçlerin göbeğine mutlu müşteri kavramını yerleştirirseniz, marka lokasyonu o kadar zor bir iş değildir. Tabii burada tekrar ifade etmek gerekir ki, iyi yönetimler kadar burada işin gereklerine uygun, mahir çalışan ordularının da fevkalade önemi vardır. Biz, uzun süredir, işimizin gerektirdiği nitelikli insan gücü ihtiyacını, bünyemizden veya dışarıdan bünyemize kattığımız yeni çalışanlarımızın, işbaşı eğitim süreçleri dâhil tüm bilgi temelini en üst düzeyde tamamlayarak fark yaratma çabasındayız. Markalarımıza yakından baktığınızda ise, her birinin bazen ultra yüksek performans, bir diğerinin ticari gruplar, başkalarının kış lastiği gibi segmentlerde özel uzmanlık ve başarı hikâyelerini görürsünüz. Onlar tesadüfen Konlasta değiller ki, hepsi Dünya lastik markalar ciro sıralamasının ilk 20 firması arasındadır. Her biri, Türkiye piyasasındaki Konlas ile kol kola yürüyüşüne huzur ve güvenle devam etmektedirler.

YOLL- Temsil ettiğiniz markaların hangileri için markalı bir satış teşkilatı oluşturdunuz veya hedefliyorsunuz, tüm markalarınızı pazarda satış noktalarına nasıl konumluyorsunuz?

T.K- Bu biraz sır ama ana hatlarıyla bahsedebilirim. Markalarımızdan, öncelikle, grup, ebat ve desen derinliği en önde gelenleri pazara yetkili satıcılarımız vasıtasıyla çıkıyor. Kabul edilmelidir ki, Konlasın yetkili satıcı örgütlenme süreci son birkaç yıla aittir. Örgütlülüğümüz, Pazar ihtiyacını yeterince karşılar hale geldiğinde, onların sadece yetkili satıcılarımız vasıtasıyla satılacağı gerçeği sır değildir. Pazara bakarsanız, artık eskisi gibi tüm noktalarda, ağır vasıta, zirai, binek vb. bir çatı altında satılamadığını görürsünüz. Binek lastikçilerin içerisinde dahi ultra yüksek performans gruplarını yoğun satan, gelişmiş servis altyapısına sahip bazı satış noktalarının ayrışmaya başladığını görüyoruz. Kısacası, toplam pazarın, farklı müşteri taleplerine cevap arayan oyuncularından bahsediyoruz. Konlas bünyesindeki markalar artacaktır. Burada, bir de, her zaman en çok kazandığımızın ticaretini en öne koymama tavrımızı da konu edebilirim.

YOLL- Pazarlama konusunda özellikle ithalatçılar arasında markaya ve tutundurma faaliyetlerine en ciddi yatırımı yapan firmalardan biri ve bunu firma içinde bir birimle çözen sayılı firmalardansınız, bu yaklaşımınızın meyvelerini nasıl alıyorsunuz, saha faaliyetleri açısından bu size nasıl bir kolaylık sağlıyor?

T.K- Evet, öyle. Biz, yabancı ortaklarımız dâhil etki alanımızdaki tüm unsurların aynı fotoğrafa ve doğru bakmasını sağlamaya çalışıyoruz. Markalaşma süreci, ürünün kendisine, değişimine, gelişimine, fiyatın kaliteyle en uygun korelâsyonuna, satışın öncesi, anı ve sonrası tüm süreçlerine, tanınmasına, bulunurluğuna, dahası hedef müşteri beklentilerine en hızlı ve doğru cevap verebilmeye ait zahmetli bir iddiadır. Hepsini ayrı ayrı ve birbiriyle ilişkileri anlamında iyi planlamadan, irdelemeden gidebileceğiniz uzun hedeflerden bahsedemezsiniz. Fiyatla gelen fiyatla gider. Bizim, her şeyin en iyisine layık Türk tüketicisine, dürüst ve sorumlu tavrımız, bünyemizin tüm unsurlarına derinden nüfus etmiştir. Sürecin her aşaması zorludur fakat epey yol aldığımızı düşünebiliyorum artık. Zira uzun süre pazardan biz talep ederken bugün çoğunlukla pazardan talep alır hale geldiğimiz doğrudur.

YOLL- Pazarda hızlı servis zincirleri son on yılda hayatımıza girdiyse de son beş yılda hızla büyümeye ve satış noktalarının organizasyonu açısından değişime yol açmaya başladılar, sizin bir markalar gücünüz ve geniş bir dağıtım ağınız var ama bir çok satış noktasında pazar payı savaşı içindesiniz, kendinize ait bir hızlı servis ve satış zinciri kurmayı düşünüyor musunuz, yanıtınız evet ise bu ne zaman olacak ve konsept nasıl olacak. Cevabınız hayırsa neden bu yaklaşıma uzak duruyorsunuz?

T.K- Konlasın, bu anlamda bir eylem planı vardır, dahası düşüncesinin yaratılma tarihi de çok eskidir. Fakat kabul etmeliyiz ki bu konuda uygulama zamanlamasının önemi fevkaladedir. Türkiye pazarında, üretici, ithalatçı, perakendeci tüm departmanlarda birincil sorun maalesef hala yeterince kazanamamadır. Perakendede, ne yazıktır ki, verilen hizmetin bedeli çoğunlukla alınamamaktadır. Hızlı servis yatırımlarının hem sabit hem değişken maliyeti ise küçümsenemeyecek seviyededir. Bu kavramları bir arada düşünerek diyebilirim ki, üstün, bilimsel ve yaygın hizmetin bedelinin alınamadığı bu dönemde, hiçbir iş ortağımıza bir süre daha bu yatırımı dayatmama kararımız vardır. 2011 yılından itibaren ise, iş ortaklarımızın servis alt yapısı en gelişmişlerinden başlayarak sürpriz uygulamalarımızı bekleyiniz.

YOLL- Dünya lastik piyasalarını ve toptan dağıtım ağlarını yakından takip ettiğinizi ve uluslararası ilişkilerinizin de iyi olduğunu biliyoruz, bizim pazarımızın yapısı ile aşina olduğunuz pazarları karşılaştırdığınızda olumlu ya da olumsuz farklar nelerdir?

TK- Batıya baktığınızda, tüketici tavırlarının hızla, internetten detay araştırma, sonuca varma ve satın alma süreciyle tamamlandığını görürsünüz. Bu anlamda, Türkiye’de, yakın gelecekte e-satış sürecinin öneminin hızla artacağını düşünmeliyiz. Doğuda ve bizde egemen tüketici tavırları ise daha informal, alışkanlıklara dayalı hatta bir miktar lastik tamircilerinin yönlendirmeleriyle gerçekleşiyor. Biliyorsunuz, Konlas bünyesinde sadece Uzakdoğu ülkelerinde üretilen ürünler söz konusu değildir. General lastikleri, Amerikan pazarında özellikle 4x4 SUV araç klasmanında önemli Pazar payına sahip ürünümüzdür. Yine İsveç’li Gıslaved’in, tüm Avrupa’da özellikle kış lastiklerinde ama yaz lastiklerinde de küçümsenmeyecek haklı pozisyonu vardır. Bütün yabancı partnerlerimiz, önceden planlanmış, disiplinli iş programları dâhilinde çalışırlarken hem onlarla senkronize iş uygulamaları yapıyoruz, diğer yandan iç pazarda, veri yaratma ve kullanma adına sistemli uygulamaların azlığını yaşıyoruz. Bunların dışında, ülkemizde lastiği de içine alan araç servis hizmetlerinin bedellenememesi veya değerinin çok altında bedellendirilebilmesi bizi zorlayan olumsuz bir farkımızdır.

YOLL- Bu pazarda önümüzdeki beş yıl içinde beklediğiniz gelişmeler ve olmasını dilediğiniz düzenlemeler nelerdir?

T.K- Ürün performanslarını test edebileceği organizasyonların yaratılması gereğinden bahsetmiştim. Bunların dışında, önümüzdeki 5 yıllık periyotta, üreticiler açısından belli üretim segmentlerinde uzmanlaşma meylinin artışını, tüketici lastik ihtiyaçlarının tedarikinde, hızlı servisler ve zincir mağazaların daha önde pazar payına sahip olacaklarını söyleyebilirim. Bunların dışında, pazarda bugünkünden daha az sayıda tedarikçinin olacağını düşünüyorum. Fotoğrafın, perakende tarafında, gelişen servis yatırımları, artan şubeleşme faaliyeti olanların diğerlerinin hayli önüne geçeceği bir model gördüğüm gibi, fiyatları daha ortada ve bilinir bir lastik pazarı görüyorum.

"2011 yılında da yoğun örgütlenme ve pazar payı kavgasının içerisinde olacağız. "

YOLL- En son olarak 2010 yılı sizin için nasıl geçti, neler hedeflediniz neler gerçekleşti? 2011 yılı genel hedefleriniz nelerdir?

T.K- 2010 yılının hedeflerini, yılın ilk 11 ayında gerçekleştirmemizi ayrıcalığımız olarak görmüyorum. 2011 yılını ise küresel makro veriler ve ülkemiz gerçeğinde, ortaya konmakta olan başarılı ve barışçı girişimlerle yepyeni büyüme fırsatları sunacak bir yıl olarak görüyorum. 2011 yılında da yoğun örgütlenme ve pazar payı kavgasının içerisinde olacağız. Yeni yılla birlikte, bir süredir daha az içerisinde olduğumuz, TBR ve kısmen tarım lastikleri segmentlerinde de, pazarın beklentileri yönünde yenilikler sunma hazırlığında olduğumuzu bu arada belirteyim.


YOLL-Tunç bey bu uzun ve keyifli röportaj için çok teşekkür ediyoruz

TK- Asıl ben teşekkür ediyorum. Siz sordunuz, ben cevapladım, şimdi uzun diyemezsiniz. Ekmeğini lastikten kazanan herkesin yeni yılını kutluyorum. Yayın hayatınızda başarılar dilerim.